 |

Şuan kimse yok
|
Şu an sitede, 4 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.
Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
|
| Pazartesi | 37 |
| Salı | 27 |
| Çarşamba | 31 |
| Perşembe | 36 |
| Cuma | 46 |
| Cumartesi | 29 |
| Pazar | 37 |
| Toplam: | 11949 |
| En Çok: | 156 |
|
melikbayat Tarih - Jan 02, 2009
sultanozkan Tarih - Dec 26, 2008
ismailekinci Tarih - Dec 13, 2008
ozancansafak Tarih - Dec 02, 2008
suderdem Tarih - Nov 15, 2008
naRkozCoCuk Tarih - Nov 09, 2008
mehmetozmen Tarih - Nov 09, 2008
chatlak Tarih - Nov 08, 2008
ranayegenoglu Tarih - Nov 06, 2008
IpekLim Tarih - Nov 06, 2008
|
Adlev Genel Merkez Necatibey Caddesi Yeşilırmak Sokak No:8/9/10 Kızılay/ ANKARA
|
|  |
Sitemize Hoşgeldiniz
"ADLEV FM DİNLEYİNİZ" | ADLEV FM YAYINLARI BİZE IŞIK TUTUYOR. | Adlev Genel Merkezi |
|
|
CANLI YAYIN DUYURULARI Şu an bu blokta bir sorun var. |
|
Sitemize Hoşgeldiniz
WEB SİTEMİZ YENİLENMEKTEDİR. | ADLEV FM CANLI PROGRAMLARA YAKINDA BAŞLIYOR. | Adlev Genel Merkezi |
|
|
Vakfımıza Bağışta Bulunanlar Şu an bu blokta bir sorun var. |
|
Vakfımıza Bağışta Bulunanlar Şu an bu blokta bir sorun var. |
|
ADLEV FM YAYINDA
 | ADLEV FM''in yayın formatı için görüş ve önerilerinizi bekliyoruz.
Şimdilik sadece ADLEV FM''in yayın hayatına başlamasının sevincini paylaşıyoruz.
ADLEV FM''in yayın hayatına başlamasına emek veren başta Adlev Gençlik Kolu Başkanı Sayın Aykan KOÇER olmak üzere Sayın Arslan Barış SAĞLAM''A teşekkür ederiz. |
Görüş ve önerileriniz için radyo@adlev.org.tr Cumhuriyetin Aydınlık Yüzü Olan Sizin Sesinizi ADLEV FM Üzerinden Bütün Dünya Mutlulukla Duyacak. ADLEV FM''in yayın hayatına başlamasına Almanya''dan destek veren Adlev Dostu Sayın ERDEM ERASLAN''a sonsuz teşekkür. |
|
|
Sevgili Öğretmenim,
2008 Yılı “Öğretmenler Günü”müzü kutlarken bir kez daha size hitap etmekten duyduğum mutluluğu ve sevinci belirtmek isterim. Yürüttüğümüz “Aydınlanma Hareketi”nin bir üyesi olarak size yürekten bağlılık ve yakınlık duyuyorum.
Kiminiz memleketimizin dört bir yanında büyük zorluklar ve sıkıntılar içerisinde çocuklarımızı yetiştirmiş olarak, yoğun çabaların, yaşanmışlığın içinden gelerek, ülkemize hizmet etmek için aramıza katıldığınızın bilinci içindeyim ve bu nedenle en içten takdirlerimi sunuyorum. Mesleğe yeni başlamış öğretmenlerime de başarı dileklerimi ve takdirlerimi iletiyorum.
Büyük önder ATATÜRK’ün belirttiği “çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmak” çok iyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş bireylerden oluşan toplumla gerçekleştirilebilir. Bu konuda kat etmemiz gereken oldukça uzun bir yol vardır. Hep birlikte, sabırla ve azimle amacımıza kesinlikle ulaşacağız. “Bağımsızlık Savaşı”ını yokluklar içinde zaferle sonuçlandıran ve arkasından gerçekleştirdiği devrimlerle bu zaferi taçlandıran Mustafa Kemal ATATÜRK ve dava arkadaşları bize örnek olmuşlardır.
Bu nedenle, ATATÜRK’ün ve ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE’nin çocuklarımıza ve gençlerimize öğretilmesinde en büyük görev bizlere düşmektedir. Büyük “Önder” bunu çok iyi bildiğinden; “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” diyerek bize olan inancını ve güvenini ifade etmiştir.
Çok iyi bilinmelidir ki; ülkenin her köşesinde fedakarlıklarla yürüttüğümüz bu kutsal görevde en büyük gücünüz vatan ve millet için duyduğumuz yüce sevgidir.
Büyük ATA’nın “Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır” ifadesi hepimiz için itici güç olacak ve bizi ADLEV’de başarıya ulaştıracaktır.
Öğretmenler günümüz nedeniyle bizleri yetiştiren tüm öğretmenlerimize saygılarımı sunuyor, siz değerli öğretmenlerimin anlamlı gününü en içten duygularla şahsım ve temsil ettiğimiz Adlev Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfı ile AVF Anadolu Vakıfları Federasyonu’nun binlerce üyesi adına kutluyorum. Abdurrahman KURTASLAN Genel Başkan
|
Taner Yenidoğan göndermiş; Sevgili Taner'in affına sığınarak metinde anlamı değiştirmeyen bir iki küçük düzeltme yaptım..æ Beni anlatan bir film yapmışsın . Kızgınım, utanç içindeyim. Sana değildir kızgınlığım. Filmdeki Mustafa’dan da utanmış değilim. Başaramamışım, bundandır utancım. Komutam altında, bu vatan için kanını akıtan Türk askerlerinden utandım.
"Özgürlük" demiştim, benim karakterimdir.. "Bilim" demiştim, tek yol göstericidir. Sen, "Karanlıktan korkardı" demişsin benim için. Korkardım evet. Bu ulusu boğmak isteyen karanlıklardan çok korktum. Ama insaf be çocuk, korkup da kaçmadım ya. Söküp atmadım mı o karanlığı bu ülkenin üzerinden?
Diktatör demişsin bir de. Hiç okumadın mı çocuk? Nerde benim nesilleri emanet ettiğim öğretmenler? Anlatmadılar mı sana? Başkomutan olarak cepheden cepheye koşarken, ve bütün kararları tek başıma alabilecekken neden bir meclis kurdum ben çocuk? Böyle diktatör olur mu? Ah be çocuğum. Neden, nasıl düşman ettiler seni bana? Baktım aşktan, sevgiden, aileden bahseden güzel şeyler yazmışsın bugüne kadar. Belli ki, Çalışkansın, zekisin. Kara cüppeleri ile milletin ümüğüne çökmüş olan yobazları çok iyi anlarım da çocuk, seni anlayamıyorum. Onlar zaten hiç sevmedi beni. Yüzyıllardır süren iktidarlarını çekip almıştım ellerinden. Sevmeyecekler beni elbette.. peki sen çocuk, sen neden kol kola girdin bu kara kalplilerle?
Dedim ya, sana değil kızgınlığım. Başaramamışım. Anlatamamışım demek ki özgürlüğün kıymetini, bağımsız bir ulusun, onurlu özgür bireyi olmanın ne büyük bir nimet olduğunu. Yazık olmuş, onca vatan evladının kanına, onca ananın göz yaşına.
Veremem ki şimdi hesabı, ne o gencecik bedenlere, ne de o gözü yaşlı analara.
"Bu muydu uğruna bizi ölüme gönderdiğin vatan?" derlerse,
"bu nesiller miydi, ölen evlatlarımızın kanıyla kurduğun ülkeyi emanet ettiğin?" diye sorarlarsa
ne derim ben onlara be çocuk?
Olmadı be çocuk... olmadı.
|
Yüce Atam, Ulu Önderimiz,
Gösterdiğin yolda, koyduğun ilke ve devrimler ışığında, hedef gösterdiğin çağdaş medeniyet yolunda, Türk Milli Eğitim Sisteminde aydın ufuklar açmak için Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfımızın çalışmaları yurdumuzun her köşesinde devam edecektir. Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu sıkıntılı günlerde seni ne kadar özlediğimizi özellikle belirtmek isteriz. Şuna da inanıyoruz ki seni özlememiz bile bu sıkıntılı günlerimizi aşmakta bize yardımcı olacaktır. Vakfımız adına tüm öğrencilerim, öğretmenlerim, velilerim, manevi huzurunuzda derin saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun. ADLEV Genel Merkezi
|
|
CAN DÜNDAR'IN GİZLİ OYUNU
|
|
Can Dündar'ın gizli oyunu
Mustafa filmini Türk tarihi üzerine araştırmalarıyla bilinen yazarımız Rıza Zelyut da yorumladı. İşte filmdeki doğru gösterilen yanlışlar...
Son günlerde tartışılan Mustafa'yı ikinci kez izledim. Ve şunu fark ettim: Bu filmde gizli reklam var. Can Dündar büyük bölümü doğru olan filmin içine öyle sözler yerleştirmiş ki siz bunları duyunca; Atatürk'ün kişiliğinden de yaptığı devrimlerden de kuşkuya düşüyorsunuz.
Filmin sponsoru Akbank ve Sabancı Holding adına sunulan tanıtımda, bir bilimkurgu filmi gibi giriş yapalıyor ve 'Karanlık, hep karanlık' denilerek yola çıkılıyor. Böylece; Mustafa filmi ile Can Dündar'ın o mutlak karanlığı (Batı'da şeytanı simgeleyen ) aydınlattığı izlenimi zihninize sokuluyor. Böyle olunca, Atatürk kimliği o karanlığı sembolize ediyor.
Yanlış: Mustafa'dan önce üç çocuğu ölen Ali Rıza Efendi-Zübeyde Hanım çiftinin, son çocuklarının mezarının bir kumsala kazıldığı iddia ediliyor.
Doğrusu: Türkler; hiçbir zaman mezarlarını deniz kıyısına gömmezler. Dere yatakları, hatta su basan ovalar bile mezarlık olarak kullanılmaz.
|
Suay Karaman Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Sekreteri
On beş yıl gibi çok uzun bir zamana yayılan Can Dündar'ın hazırladığı "Mustafa" adlı film, bilinç altında farklı bir Atatürk portresi oluşturmaya çalışmaktadır. Bu şekilde yapılan Atatürk'le ilgili filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük sorumsuzluk sayılmalıdır. Tarihe karşı, Türk ulusuna karşı ve tüm insanlığın övünç kaynağı olan büyük bir öndere ve lidere karşı yapılan bir sorumsuzluktur.. Filmin adından başlayalım: Can Dündar'ın en iyi yaptığı şey, aşırmadır. Sarı Zeybek adının da ilk olarak kendi aklına geldiğini söylemişti zamanında. "Mustafa" adı için "benim aklıma geldi" dedi ama 1909 ile 1995 yılları arasında yaşayan yazar Mehmet Rakım Çalapala'nın, 1944 yılında yazdığı "Mustafa: Atatürk'ün Romanı" adlı eserini kendisi gibi herkesin unuttuğunu sandı.
|
|
İngiltere Büyükelçisi Percy Loraine Atatürk'ü Anlatıyor
|
|
Telgraf No: 608
İngiltere Büyükelçiliği
Ankara, 25 Kasım 1938 Aziz Lordum, Size Mösyö Kemal Atatürk'ün ölümünü bildiren 194 sayılı telgrafı çok derin üzüntüler içinde sunmuştum. 2. Bu belgeye ek olarak, Büyükelçiliğimiz Müsteşarı tarafından hazırlanan ve Kemal Atatürk'ün geçmişteki kariyerini içeren belgeyi sizlere sunma onuru yanında, bu yazımda, Atatürk'ün yaptığı işleri övmekten çok, onun kişiliği ve bu ülke insanına ne ifade ettiği konusuna değinmeye çalışacağım. Hiç şüphesiz toplum bilimciler ve tarihçiler onun çalışma hayatı ve yaptıklarıyla ilgilenip ayrıntılı bir çalışma yapacaklardır. Ancak bunların çok azı, Atatürk'ün gerçek kimliğini öğrenmeden hazırlanacaktır ki; onu tanımadan yapılacak değerlendirmeler kuşkusuz yanlış olacak ve yanlış yönlendirmelere neden olacaktır. 3. Bu bilginin toplanmasında, ben belki de ayrıcalıklı bir konuma sahiptim. Her ne kadar, rahmetli Cumhurbaşkanı ile çok nadir karşılaşmış olsam da, bu görüşmeler diğer diplomatik temsilciliklerinkine nazaran daha sık ve daha uzun olmuştur. Bütün bunlar bir yana, görevimin ilk günlerinden itibaren Atatürk beni bir dost gibi görmüş, benimle görüşmekten memnun olmuş, görüşme fırsatı doğduğunda bundan hoşnut kalmış, karşılıklı konuşmalarımız esnasında ilgi ve dikkati asla azalmamıştır. Galiba, onun yeteneklerini ortaya çıkartan becerikli yaklaşımlarım vardı, bu yüzden olsa gerek görüştüğümüz konu hakkındaki fikirlerine ya da o konu ile ilgili sunduğu sonuca karşı çıktığımda benim bu tavrıma direnmezdi. Dolayısıyla, kendi özel kimliğini bana, diğer yabancılara gösterdiğinden daha fazla gösterdiğine inanıyorum.
|
ORHAN ÇEKİÇ
Selanik İlkokul öğretmenlerinden Kırmızı Hafız Ahmet Efendi'nin oğlu Ali Rıza Efendi ile, Sofuzade Feyzullah Ağa'nın kızı Zübeyde'nin evliliğinden üç kız, üç erkek çocuk dünyaya gelir. 1871 yılındaki bu evlilik ilk meyvesini hemen bir yıl sonra vermiş, çocukluktan genç kızlığa henüz adımını atmış olan Zübeyde, daha on beş yaşında iken işte anne oluvermiştir. Bebeğin adını Fatma koyarlar. Ali Rıza Efendi'nin kız tarafını bu evliliğe ikna edebilmesi hiç de kolay olmamıştır. Zübeyde'nin babası Feyzullah Ağa'nın birinci eşinden oğlu Hüseyin Ağa, bu evliliğin gerçekleşmesi için Zübeyde'nin annesi Ayşe Hanım'ı ikna etmede epeyi zorlanır. Ayşe Hanım Feyzullah Ağa'nın üçüncü eşidir.
Hüseyin Ağa, Selanik eşrafından Hacı Süleyman Ağa'nın Langaza'daki çiftliğinde Subaşı (kâhya) olarak çalışmaktadır. Ali Rıza Efendi'nin vakitsiz ölümü üzerine Zübeyde Hanım'ın üç çocuğu ile birlikte bir süre kalacağı, küçük Mustafa ile Makbule'nin kargaları kovalayacakları çiftlik, işte bu Rapla Çiftliği'dir.. Hüseyin Ağa da bu çiftliğin yöneticisi.
Sonunda Hüseyin Ağa'nın da telkinleri ile Ayşe Hanım yumuşar ve evlilik gerçekleşir. Zaten o günlerin âdetleri gereği, evlilik gibi konularda kararı erkekler verir.O nedenle bu konuda Zübeyde'nin de görüşünün alınmış olması beklenemez.
|
|
10 kasımda anıtkabire gidiniz
|
|
ezgiyesilbas bildirdi: "Bu ülkeyi bize veren Atatürk'ü anmaya gidin, bir çiçek olsa dahi koyun, o bize neler verdi biz ise bir çiçek verelim!!! "
|
|
YALNIZKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSEK NE YAPMALIYIZ
|
|
Diyelim ki, mesai saati bitti ve siz de akşam 18:30 civarında, alışılmadık derecede zorlu bir iş gününün ardından (tabii ki tek başınıza) arabanıza binip evin yolunu tuttunuz. Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın. MÜTHİŞ GERGİN VE SİNİRLİ BİR HALDESİNİZ… Birdenbire göğsünüzde, kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan korkunç bir ağrı hissediyorsunuz. En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz. NE YAPACAKSINIZ? İLK YARDIM KURSLARINA KATILACAK KADAR AKLI BAŞINDA BİRİYDİNİZ AMA KURSTAKİ EĞİTMEN, SİZİN BAŞINIZA BİR ŞEY GELDİĞİNDE NE YAPACAĞINIZI ÖĞRETMEDİ!!!
|
|
Kalbimizi Koruyan ve Bizi Rahatlatan Besinler
|
|
Kalbi koruyan, Sinirleri rahatlatan, Kansere karşı Panzehir olan 7 besin maddesi... Kalbi koruyor! Ahmet Oskay, Haldun Keskin..
BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor. Diyabeti önlüyor.
KAHVE: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz. Sinirleri rahatlatıyor..
|
|  |
|
Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız.
|
|
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.
|
|
|